KİMİN HUKUKU.!

KİMİN HUKUKU.!

Orhan Çetin

Neymiş efendim, demek ki hukukun evrensel kurallarını savunmak ya da bu kurallara karşı çıkmak güncel çıkarlara endekslenmemeli.

Gün gelir, dün karşı çıktığınız bu kurallar günün birinde imdadınıza yetişir.

Öte yandan, dün işinize geldiği için hayata geçirmeye çalıştığınız bu kurallara bugün işinize gelmediği için karşı çıkarsanız hem ofsayta düşersiniz hem de, -dün bu kurallara karşı çıkanlar gibi- bir gün buna ihtiyaç duyarsınız.

“Hukuk bir gün herkese lazım olur”

2010’da yapılan Anayasa değişikliği ile AYM’ne “bireysel başvuru hakkı” getirilmişti. Bu değişikliği AKP yapmış; askeri vesayeti savunan kesim ise, askerin dominant konumuna son veren paketteki diğer maddeler yüzünden oylama öncesi direnç göstermiş; oylama sırasında azınlıkta kalınacağı düşünülerek oturuma katılmamıştı.

Örneğin, CHP ve HDP o gün dışarda beklemeyi tercih etmişti.

Ne gariptir ki, o günden bugüne bu hakkı sıkça kullananlar yine bu kesimler oldu.

TİP’ten milletvekili seçilen Can Atalay’ın durumu bunun somut örneği…

AYM’nin verdiği karara, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin uymayarak, dosyayı sadece mahkeme başkanının imzasıyla yargıtaya göndermesini bir ‘yargı skandalı’ ve ‘hukuka aykırılık’ olarak gören ulusalcı kesim, bugün “bireysel başvuru hakkına” can simidi gibi sarılmış durumda.

Hayat garip, değil mi?

“Bireysel başvuru yüzyıllık Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarındandır” diyen AYM başkanı Zühtü Arslan’ın bu yaklaşımına ve Can Atalay’ın tutukluluğu için “hak ihlalidir” diyen AYM kararına karşı çıkan hükümet ortağı MHP’li Feti Yıldız ise buna “yargısal aktivizm”diyor.
Genel Başkanı Bahçeli ise, AYM’nin tamamiyle karşısındadır ve AYM’nin lağvedilmesini istemektedir.

İyi de, hukuk kime göredir, neye göredir? Hani evrensel hukuk kuralları?…Ortada bunca çelişki varken mevcut hukuk sistemine vatandaş nasıl güvensin.

Kısacası, hukuk ve yargıyı herkes işine geldiği gibi kullanıyor ve sonra da “hukukun üstünlüğü”nden dem vuruyor.

Bir kez daha hatırlatalım: Hukukun evrenselliğini esas alarak yargıyı ‘güc’ün sopası olmaktan çıkarmanın yolu; başta Kürt sorunu olmak üzere, ülkenin temel sorunlarını çözerek kurumsallaşmış bir demokrasiyi kurmaktan geçer.

Değilse, bu döngü hep böyle devam eder: Bugün ulusalcılar feveran eder; yarın başkaları…
Bizden söylemesi…01.11.2023

About Post Author

Scroll to Top