HAK-PAR PM;
YENİLEN YANLIŞ YOL VE YÖNTEMLERDİR.
KÜRTLER DOĞRU, ULUSAL POLİTİKALAR ETRAFINDA KENETLENMELİ
PKK’nin silahsızlandırılması ve feshi için ‘Terörsüz Türkiye Projesi’ kapsamında yürütülen çalışmalar gündemin en önemli konusu olmayı sürdürüyor.
Güney Kürdistan Federe Bölgesi’nde bir grup PKK’li Öcalan’ın çağrısına uyarak, Türkiye’deki şoven, Kürt karşıtı kesimleri mutlu etmek amacıyla, Kürtlerin hassasiyetlerini gözetmeden, basın, siyasetçi ve STK temsilcileri önünde silahlarını yaktı.
Silahlı mücadelenin sonlandırılması Kürt halkının da ağırlıklı talebi olsa da izlenen yol ve yöntemlerin Kürt halkını rencide edecek söylemlerle, seremonilerle sunulmasını yanlış buluyoruz.
***
Örgütün tasfiyesine yönelik projenin adım adım işlediğini gösterme çabasında olan Hükümet bu türden fragmanlarla uğraşmak yerine şiddete kaynaklık eden sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik somut adımlar atmalı, ‘iç barışı’ tehdit eden temel meselelere çözüm için harekete geçmelidir.
Zira, 1.Dünya savaşının ardından Ortadoğu’da oluşturulan ve hiç de adil olmayan statükoyu sarsan gerilimler son bulmuş değil.
İsrail ve Hamas arasındaki savaş kısa sürede tüm bölgeye yayılarak Suriye’deki Baas rejiminin çöküşüne, İran destekli örgütlerin tasfiyesine zemin hazırlayarak İran’a dek uzandı.
Beklendiği gibi İsrail ile İran arasında başlayan ve 12 gün süren savaş şimdilik ateşkesle sonuçlansa da savaşın daha ağır sonuçlar üretecek şekilde yeniden alevlenme ihtimali çok yüksek.
Savaşların oluşturduğu yangın Ortadoğu’yu yeniden şekillendiriyor. Tüm örgüt ve rejimleri değişime zorluyor.
Bu yangın, Türkiye’ye de sıçrayacağını ön gören yöneticileri ‘iç barışı’ sağlayarak önlem almaya itiyor.
—-
Ancak yöneticiler, çatışma ve gerilimlere kaynaklık ederek ‘İç barışı’ tehdit eden Kürt meselesi, Alevi meselesi, demokratikleşme gibi temel yapısal problemlere çözümler üreterek, gerçekçi adımlar atarak iç barışı tahkim etmek yerine geleneksel ret, inkâr ve bastırma politikalarını sürdürmekte ısrar etmektedirler.
Kürt meselesini PKK ve onun silahlı mücadelesi ile özdeşleştiren devlet, örgütün tasfiyesiyle bu sorundan kurtulamayacağını, iç barışın bu yolla sağlanamayacağını bilmelidir.
MHP lideri Bahçeli’nin çağrısına uyan Öcalan’ın, Devletle tam bir işbirliği içinde ve ‘terörsüz Türkiye projesi’ kapsamında PKK yi tasfiye ederek, devletin Kürt karşıtı, resmi politikalarına uyumlu bir pozisyona çekme çabası başarılsa da Kürt meselesi, adil bir çözüme kavuşturuluncaya kadar ‘iç barışı’ tehdit etmeyi sürdürecektir.
HAK-PAR, PKK’nin silahlı mücadelesinin sonlandırılmasını ve örgütün tasfiyesini desteklemektedir.
Bilinmelidir ki yenilen yanlış yol ve yöntemlerdir. HAK-PAR 100 yıl önce Kürt halkının aleyhine, meşru haklarının yok sayılmasına yol açan Lozan sürecine benzer politikalara mahkum edilmek istenen yeni paradigmalara karşı duracak, Kürtler doğru ulusal politikalar etrafında kenetlenerek meşru yol ve yöntemlerle mücadelelerini yürüteceklerdir.
Öcalan’ın teslimiyet çağrısına uyan Örgütün silah bırakma ve tasfiye kararı Devlet için büyük bir fırsattır. Şayet gerçekten PKK’nin tasfiyesi isteniyorsa Hükümet hukuki alanda gerekli adımları gecikmeden atmalı ve ayrımsız, siyasi, genel af ilan ederek Türkiye’nin en temel sorunu olan ve bütün diğer sorunların da ağırlaşmasına kaynaklık eden Kürt meselesinin adil çözümüne odaklanmalıdır.
PKK den önce var olan, PKK ye kaynaklık eden ve Örgütün tasfiyesi halin de de varlığını büyüyerek sürdürecek olan Kürt meselesi adil bir çözüme kavuşturulmalıdır.
Yapılması gereken, Kürt meselesinin eşitlikçi çözümüne, gerçek bir laiklik ve demokratik düzene olanak sağlayan sivil demokratik bir anayasa için harekete geçmektir.
Bu anayasa ile Türkiye, çok uluslu çok kültürlü yapısına uygun olarak federal tarzda yeniden yapılanmalı,
Kürtlerin çoğunluklu oldukları bölgede kendi kendilerini yönetmesine,
Kürtçenin Türkçenin yanı sıra resmi dil olmasına, eğitimin her aşamasında kullanılmasına olanak sunmalıdır.
Suriye’de Kürtlerin meşru haklarına kavuşması için yürütülen mücadeleyi de değerlendiren HAK-PAR Parti Meclisi; kendisi de federal bir idari yapıya sahip olan ABD’nin, Suriye Özel temsilcisi Tom Barrack’ın, Kürtlerin ve diğer etnik yapıların kendi kendilerini yönetme taleplerini reddeden tutumunu, Suriye’de yeniden krizlere çatışmalara neden olacak tekçi idari yapılanmayı önermesini protesto ediyoruz
Suriye’de çok uluslu çok kültürlü yapısına uygun olarak federal tarzda yapılanmalı Kürt halkı da kendi toprakları üzerinde kendi kendisini özgürce, güvenlik içinde yönetmelidir.
Öte yandan Türkiye’de yolsuzlukla mücadele gerekçesiyle muhalefete ait belediye başkanlarına, bürokratlarına, basın- yayın kuruluşlarına yönelik ‘seçme seçilme hakkının gasp edilmesi’, ‘hukukun siyasallaştırılması’ tartışmaları eşliğinde sürdürülen operasyonların mevcut kutuplaşmayı daha da arttırarak ‘iç barışı’ tehdit ettiği tespitini yapan Parti meclisimiz giderek daha fazla otoriterleşme görüntüsü veren, hukuku zorlayan bu keyfi uygulamaları kınar.
İçinde bulunduğumuz süreçte Kürt siyaset alanının da bir an önce toparlanması gerektiğini vurgulayan Parti meclisimiz, siyaset alanında normal hale gelen, kanıksanan, hatta ödüllendirilen, savrulma, tutarsızlık, yozlaşma ve dağınıklık haline karşı, Kürt halkına karşı hazırlanan yeni tuzakların aşılması, meşru haklarının elde edilmesi için istikrarlı, güçlü bir mücadele hattının inşasının zorunlu olduğunu düşünmektedir.
HAK-PAR Parti Meclisi bağımsız yurtsever kadro ve hareketleri güçlü, istikrarlı, kitlesel bir mücadele hattının inşası için mevcut kazanımları, birikimleri de gözeterek HAK-PAR’ı güçlendirmeye çağırmaktadır.
12 Temmuz 2025
HAK-PAR Parti Meclisi




