3 C
Diyarbakır
Salı, Ocak 31, 2023

Vesayet Kaldırılıyor mu?

Yaklaşık okuma süresi: 3 dakika

Vesayet Kaldırılıyor mu?


Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan sık sık milletin iradesi üzerindeki vesayeti kaldırıyoruz diyorlar. Yeni Anayasa Değişiklik Paketi de, daha çok vesayetin kaldırılmasına dayandırılıyor. Bu söylem ve iddiaların gerçeği ne kadar temsil ettiğine göz atmak gerekiyor.

 

Vesayet aslında sivil ve demokratik siyasetin üzerindeki bürokratik gözetimdir. 1982 Anayasasını yapan Askeri Cunta, vesayetini Milli Güvenlik Kurulu ve Cumhurbaşkanlığı Konseyi vasıtasıyla kurmuştu. Başlangıçta Milli Güvenlik Kurulundaki Asker sayısı, Sivil sayısından fazlaydı. Milli Güvenlik Kurulu Genel sekreteri askerdi. Milli Güvenlik Kurulunun kararları tavsiye niteliğinde olmakla birlikte, askeri kanat tarafından sıkı takip edildiği için emir veya direktif olarak kabul ediliyordu. Cumhurbaşkanlığı Konseyi de hükümet üzerinde bir vesayet kurumu gibi görev yapıyordu. Bunun gibi Askeri Mahkemelerin Sivilleri yargılama yetkisi vardı.

     2005’te Avrupa Birliğine Tam Üyelik görüşmeleri başladıktan sonra bunlar peyder pey bertaraf edildi. Hükümet isteseydi Genel Kurmay Başkanını da Milli Savunma Bakanlığına bağlayabilirdi. Zaten tüm demokratik ülkelerde asker,istihbarat ve sivil bürokrasi hükümetin emrindedir. 15 yıllık AKP hükümeti bunu sağlamamışsa bunun faturasını millete çıkaramaz.

 

Demokrasi tarihi siyasal iktidarın sınırlandırılması mücadelesi ile doludur. Siyasal İktidarın özellikle birey hak ve özgürlükleri, sivil toplumun geliştirilmesi, siyasetin sivilleşmesi, fikir,düşünce,örgütleme özgürlüğü ve girişim özgürlüğü konusunda sınırlandırılması mücadelesidir.

 

Çağdaş demokrasi tarihi 1215 Magna Carta ile başlar. Magna Carta İngiltere’de Kralın keyfi yönetimine sınır getirdi.

 

Orta Çağ boyunca Avrupa’da Feodal düzen hakimdi. Siyasal iktidar, Feodal beyler arasında paylaşılmıştı. Her feodal Bey (Lord,Dük.vs) kendi bölgelerinde her türlü egemenlik hakkını kullanıyordu. Bu ise pazarı daraltıyordu. Burjuvazi elindeki emtiayı bir ülkede serbest dolaştıramıyordu. Her feodal birime ayrı vergi veriyordu. Ayrıca Feodal birimler ve Kilisenin yargılama yetkisi de vardı. Bu kaosu ortadan kaldırmak için mutlak monarşilere gidildi. Daha merkezi ve daha tekçi yönetimlere geçildi. Fakat bu sefer de Kral,imparator veya hükümet yetkisini kullanan başka isimlerle isimlendiren mutlak monarşilerin sınırsız yetkileri de toplumda huzursuzluk yarattı. İşte bundan sonra siyasi iktidarın bölünmesi ve denetleme denge meselesi gündeme geldi. Bu çerçevede egemenlik yasama,yürütme ve yargı arasında bölüşüldü. Bu çerçevede yürütmeyi kontrol eden mekanizmalar kuruldu. Bunlar Bağımsız Yargı,Yasama meclisleri, ve Basın özgürlüğü, giderek örgütlenme ile fikir ve düşünce özgürlüğü takip etti.

 

Bütün bu mekanizmalar yürütmenin keyfi eylem ve işlemlerine demokrasi lehine getirilen sınırlamalardır. Nasıl ki hükümetler güçlerini milletin onayından alıyorsa, Yasama organları ve Yargı da gücünü milletten alıyor. Kullandıkları yetkiler vesayet olarak tanımlanamaz. Çünkü Yasama ve Yürütme seçimler vasıtasıyla halktan yetki alıyorsa, yargı da yine halk tarafından kabul gören Toplumsal Sözleşme olarak kabul edilen Anayasadan dolayı yine halktan almış oluyor.

 

   Yurttaşların,hükümetlerin aşkın işlem ve eylemlerinden, yasamanın hukuka aykırı düzenlemelerinden dolayı başvuracağı, bağımsız ve tarafsız mahkemelere ihtiyacı vardır. Liyakat ve ehliyete dayalı olmayan, nesnel değerlendirmelerle değil,subjektif tercihlerle atanan yargıçların taraflı olmalarını da sağlayan hükümetlerdir.

 

ABD’de de bizim Anayasa Mahkemesi gibi Yüksek Mahkeme vardır. Orada yargıçlar Ömür boyu olarak atanıyorlar. Zorunlu emeklilik yok,görevden azil yoktur. Yargıç ancak suç işlerse yada sağlığı görev yapmaya elvermezse ya kendisi görevden çekilmiş olur, yada mahkeme kararıyla görevden el çektirilir.

 

ABD başkanı Tramp bir başkanlık kararnamesi ile bazı ülke vatandaşları için vize imkanını kaldırdı. Bir yargıç bu kararnameyi askıya aldı. Yapılan itiraz ret edildi.ABD başkanı karara uymak zorunda kaldı. Ne yargıç görevinden oldu, ne de görev yeri değiştirildi.

 

Demokrasiye işlerlik kazandıran bir kurum da basındır. Bütün demokratik ülkelerde basın özgürdür. Yaptığı haberden veya ileri sürdüğü görüşlerden dolayı soruşturmaya uğramazlar. Ülkemiz de şu an 151 gazeteci tutuklu. Keza Sivil Toplum Kuruluşları özgürce faaliyet gösterebilir. Şiddete bulaşmamak ve suç işlememek kaydıyla STK’lar keyfi kapatılamaz. Kapatmalar yine yargı kararıyla olur.

 

Kamuoyu hükümetleri sınırlayan bir güçtür. Bizde kamuoyunun özgürce oluşması dahi engelleniyor. Yargı ve yasam hariç tüm bürokrasi elbette ki hükümetin emrinde olmalıdır. Ama yasama ve yargı yetkisi vesayet olarak kabul edilemez.

 

Dünyanın tüm demokratik sistemlerinde yasama yetkisi asildir. Yürütme Anayasa ve yasalara göre icraat yapar. Hukuki denetim yargıya aittir. Hukuki denetimi sınırlamak, demokrasiyi açmaza götürür. Yürütmeyi aşırı güçlendirmek ülke çıkarına hizmet etmez. Yürütmeyi sınırlandıran her kurumu vesayet sayma anlayışı doğru değildir. Oldu olacak yargıyı ve yasamayı da kaldıralım. O zaman da ne cumhuriyet kalır ne de istikrar… 22.02.2017

 

Av.Abdulmenaf KIRAN

Hak-Par Gnl.Bşk.Yard.

İlgili İçerikler

Son Eklenenler

Salı, Ocak 31, 2023