......
Türkçe (Türkiye)KürtçeEnglish

E-UYELİK SİSTEMİ

SEÇİM BİLDİRGESİ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün600
mod_vvisit_counterDün3766
mod_vvisit_counterBu Hafta25874
mod_vvisit_counterGeçen Hafta48933
mod_vvisit_counterBu Ay22129
mod_vvisit_counterGeçen Ay143443
mod_vvisit_counterTüm Zaman6854520

We have: 8 guests, 6 bots online
Senin IP no:: 3.230.154.129
 , 
Today: Haz 06, 2020

DEMEK Kİ NEYMİŞ?..
AddThis Social Bookmark Button

Kemal Burkay


Bir sağlık uzmanı gibi korona virüsle ilgili ahkâm kesecek değilim. Elbet bunun dışında da bu ve benzer virüslerin yol açtığı sosyal- ekonomik sorunlar, siyasal sonuçlar bakımından söylenecek çok şey var. Ama böylesine kapsamlı bir yoruma da girişecek değilim. Ben yalnızca bu işin bir noktasına değinmek istiyorum.

Biz insanlar kendimizi dünyanın ve giderek evrenin merkezi sanmıştık. Evreni yeterince keşfetmemiş olsak da, dünyamızdaki tek akıllı yaratık bizdik.

Uzaya gemiler gönderecek kadar…

Tek alet yapan canlı…

Önce sopayı araç olarak kullandık, taşı yonttuk; sonra kılıç, top-tüfek, tank, uçak, füze, nükleer ve kimyasal silahlar…

Bunlarla hem diğer canlıları vurduk, onların azraili olduk, hem de bizzat diğer insanların…

Savaşlar çıkardık, on milyonlarca insan öldü…

Savaşları önce av alanlarını korumak için yaptık, sonra genişletmek için… Ülkeler ve kıtalar arası seferlere çıktık; yakıp yıkmakla, omuz üstünde baş bırakmamakla övündük, talan ettik…

Tavşanlar, geyikler, kuşlar; hatta kurtlar, ayılar, aslanlar bizden korkup kaçtı… İnsanlar da kaçtı…

Bunu salt karnımızı doyurmak için yapmadık. Yo, karnımız doydu, sırtımız ısındı (çünkü öldürdüğümüz hayvanların postunu sırtımıza geçirmekle kalmadık, yün de eğirdik, kumaş dokuduk. Dolaplarımız yiyecekten ve giyim eşyalarından dolup taştı.

Ama gözümüz hiç doymadı. Parayı icat ettik ve kasalarımıza yığdık da yığdık… Köşkler, saraylar, milyarlar bile gözümüzü doyurmadı…

Bir bölümümüz bunu yaparken ötekileri aç, çıplak bıraktık ve buna yüreğimiz hiç sızlamadı. Ötekilerle aramızdaki uçurumu hak sandık. Servetimize servet katmak için ötekileri pervasızca ezip sömürdük.

Ötekileri bizden farklı renkleri, dilleri nedeniyle aşağıladık, ezdik, kırdık…

Ve biz dünyayı esir edip tam da uzayı fethe çıkarken, bu aç gözlülüğümüzle dünyanın dengesini bozduğumuzu acı acı fark ettik. Seller, fırtınalar, depremler dört yandan üstümüze çöktü. Onlara karşı fazla bir şey yapamıyoruz.

Derken bir küçücük virüs kapımızı çaldı… Bu kurt gibi, aslan gibi, timsah gibi de değil; onu göremiyoruz bile. Onu topla, tüfekle, o yıldan yıla modelini geliştirdiğimiz toplar ve savaş uçaklarıyla, füzelerle öldüremiyoruz bile…

Yo, bu muazzam silahlar bu zerrecik karşısında bir işe yaramıyor…

Yığdığımız milyarlar, köşkler, saraylar da bir işe yaramıyor…

O zerrecik dünyanın bir ucundan girdi, öbür ucundan çıktı, diyeceğim, ama çıkmıyor.

Ve o zerrecik karşısında koca insanlık, yani o “tek akıllı yaratık” perişan…

Eskiden biz sevmediğimiz, canımızı sıkan insanları hapse tıkardık; şimdi o zerrecik hepimizi içeri tıktı!

Hadi bakalım!..

Eskiden de veba, kolera, İspanyol nezlesi, çiçek ve verem gibi salgınlarda (ki onlar hala var) benzer durumlarla karşılaşmıştık; ama bu aklımızı başımıza getirmeye yetmemişti.

Bu yetecek mi, hiç sanmıyorum!

Üstelik bu virüsün nasıl ortaya çıktığı da tartışmalı. Ben komplo teorilerine pek yatkın değilim; ama insanların birbirlerine karşı yalnız atom silahları, kimyasal silahlar yapıp kullanmakla kalmadıkları, biyolojik silahlar da ürettikleri bir sır değil.

Bu tür silahların denetimi zordur, onlar dönüp bizzat sahiplerini de vurur.

Bu dünyanın egemenleri, sayın kapitalistlerimiz ve emperyalistlerimiz, zaman zaman insanları da o biçim “eğitip”, beyinlerini yıkayıp canavara çeviriyorlar. Nitekim El Kaide’yi, onun bir türevi olan IŞİD’i de onlar eğitip, donatıp kendi rakiplerine karşı kullanmak üzere sahneye çıkardılar. Ama bu insan kılığındaki virüsler her keresinde dönüp onları da vurdu.

O egemenler hem diğer insanlarla, hem bizzat doğadaki diğer canlılarla hayatı paylaşmayı, onların varlığına ve haklarına saygı duymayı bilmedikleri, başaramadıkları için, kendileri dahil, hepimizin felaketine yol açtılar.

Ama bu virüsçük, herkesin yanı sıra, onlara da indirdiği tokatla, güçlerinin sınırını pek güzel gösterdi.

Bundan ders alacaklar mı, sanmıyorum.

Peki biz; ezilen, sömürülen, hakları yenen öteki insanlar; yani insan kitlesinin büyük çoğunluğu, dünyamızın bu en büyük ve gerçek canavarlarıyla başa çıkabilecek miyiz?

Şimdiye kadar zaman zaman denedik, bazı devrimler de yaptık, ama ne yazık ki başaramadık, sonuna kadar götüremedik.

Bundan sonrasını da bilemem.

Umarım onlar dünyamızdaki hayatı tümden yok etmeden bunu başarırız.

23 Mart 2020

 

 

 

Bu Makele3348 Kez Okunmuştur
Salı, 24 Mart 2020 17:12 tarihinde güncellendi