......
Türkçe (Türkiye)KürtçeEnglish

E-UYELİK SİSTEMİ

SEÇİM BİLDİRGESİ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün7591
mod_vvisit_counterDün7807
mod_vvisit_counterBu Hafta28471
mod_vvisit_counterGeçen Hafta42852
mod_vvisit_counterBu Ay84641
mod_vvisit_counterGeçen Ay215639
mod_vvisit_counterTüm Zaman1378236

We have: 147 guests online
Senin IP no:: 54.83.122.227
 , 
Today: Ara 13, 2017

HAK-PAR: Kadınların toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşama katılımı önündeki engeller kaldırılmalı
AddThis Social Bookmark Button
HAK-PAR: Kadınların toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşama katılımı önündeki engeller kaldırılmalı

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ

Her yıl Dünyada bu gün , kadına yönelik şiddete dikkat çekmek için, başta kadın örgütleri olmak üzere yöneten, yönetilen her kesimde çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

Dominik Cumhuriyetinde yaşayan ve ülkesini baskı altında tutan Latin Amerika diktatörlüğüne karşı mücadele eden Patria, Miherva ve Maria MİRABEL isimli üç kız kardeş birçok kez tutuklanmış,hapis yatmış, ancak mücadelelerinden vazgeçmemişlerdir. Bu kız kardeşler başta tecavüz olmak üzere birçok işkenceye de uğratılarak öldürülmüşlerdir.Cesetleri 25 Kasım 1960 yılında bir uçurumun dibinde bulunmuştur. Bu nedenle 25 Kasım B.M. tarafından 1999 yılında Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak kabul edilmiştir.

“Şiddet” : Söylerken bile “ürkütücü” geliyor insana. En basit haliyle, gücün, kuvvetin ve otoritenin kötüye kullanımıdır şiddet. Yani,her anlamda güçlünün, kuvvetlinin , kuvvetini, elindeki yetkiyi ve olanağı kendinden daha zayıf olana karşı kötüye kullanmasıdır. Bu haliyle baktığımızda bile bugün, toplum olarak tepedeki yöneticilerden başlayarak bir şiddet sarmalı içerisindeyiz. Kendisi gibi düşünmeyen,kendi inancından , ırkından olmayanları ve kadını küçümseyen, erkek tarafından yönetilmesi gereken aciz bir varlık gibi gösteren dil , şiddetin başlangıç noktasıdır .

Kadına yönelik şiddet denildiğinde ilk akla gelen fiziksel şiddettir.Dayak, yaralama… ve son noktası olan cinayet. Ayrıntılı istatistikleri bir kenara bırakırsak, 2016 yılında 94 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. 2017 yılı daha bitmemişken sayı 106 dır. Önceki yıllara bakıldığında bu sayının her yıl artarak devam ettiğini görüyoruz. Kimler tarafından öldürülmüş bu kadınlar? Eş, sevgili, baba, erkek kardeş. Yani sevenleri tarafından.( Sevginin bu kadar öldürücü olduğu bu halin, nefret ortamında ne hale gelebileceğini düşünmek bile tüyler ürpertici).Öldürülme nedenleri arasında itaat etmeme, töre, namus gibi nedenler sayılabilir. Bu cinayeti işleyenlere verilen cezalar ise adeta bu şiddet sarmalını besler nitelikte ve yetersiz kalmaktadır.

Öldürme şiddetin son noktasıdır diyebiliriz. Aslında kadın bu noktaya gelene kadar yaşamın her alanında , eğitimde,ailede, işyerinde, sokakta vs. şiddetin her türlüsüyle karşı karşıya kalmaktadır. Öyle ki, bunun şiddet olduğunun bile farkında değil. Bazılarını da toplum veya yömetim şiddet olarak kabul etmiyor.

Örneğin,

- Okullarda okutulan ders kitaplarında, kadının ve erkeğin toplumsal rol ve görevlerinin ayrıştırılması ve eğitim malzemesi olarak kullanılması (anne evde yemek yapar, baba işten gelir anne terliği ayağına verir vs.gibi),

- Daha küçük yaşta oynanan oyunlar ve oyunlardaki rollerin, oyuncakların, giyilen kıyafet renklerinin ayrıştırılması( kızların bebekle oynayıp anne olması, pembe giydirilmesi, erkeklerin mavi giymesi, oyuncak olarak araba alınması gibi.) Buralardan başlayarak,

- Kadının ev dışında çalışmasına izin verilmemesi,

- Çalışıyor ise gelirine erkek tarafından el konulması veya gelirini istediği gibi harcamasına izin verilmemesi.

- Ucuz işgücü olarak çalıştırılması,

- Küçük yaşta evlendirilmek, zorla alıkoymak,

- Düşüncelerinden dolayı hapsolmak, çocuğunu hapiste büyütmek zorunda kalmak,

- Çocuğuyla kendi dilinde iletişimin kesintiye uğratılması( ana dilde eğitimin olmaması nedeniyle çocuğu okula başladığında, kürt anneler ve çocukları arasındaki iletişim zorlaşmaktadır.),

Kadın bunlar gibi günlük yaşamında şiddetin bir çok türüyle karşılaşmaktadır.

Ya savaşlar! Şiddetin en kuralsız, en vahşi olduğu haldir savaş. Bulunduğumuz coğrafyada savaş gittikçe yayılmaktadır. Bütün insanlara ve bir bütün olarak çevreye zararı çok elbette. Ancak bu hal içerisinde kadınlar daha savunmasızlar. Onlara savaşta elde edilmiş eşya gibi el konulmakta, cinsel saldırılara maruz kalmakta ve bir mal gibi alınıp-satılmaktadırlar. Canını kurtarabildiyse eğer mülteci olarak ordan oraya savrulmakta, çocuklarını büyütmeye ve gidebildiği ülkede insanlık dışı bir yaşamı sürdürmeye çalışmaktadır.

Bütün bunları önlemenin yolu vardır elbette.

Öncelikle, bütün insanlığın ve dünyanın tahribatına neden olan savaşlar durdurulsun.

Başta kadın olmak üzere, toplumun her alanında ötekileştirilmiş bütün insanların doğdukları gibi, Dünyaya gözlerini açtıkları ilk an gibi eşit olduğu kabul edilmeli, herkese eşit hayat hakkı tanınmalıdır.

Yönetenler ve toplumun her kademesinde bir şekilde elinde güç ve yetki bulunduran herkes, kadını aşağılayan, cinsel ayrımcılığa neden olan, ötekileştirici ve şiddet yüklü söylemlerden vazgeçmeli,

Eğitim aracı olan ders kitapları ve hertürlü çocuk oyunu ve faaliyetlerinde cinsel ayrıştırıcı ve ötekileştirici yazı, obje ve söylemler eğitimin her aşamasından kaldırılmalı,

Kadınların toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşama katılımı önündeki engeller kaldırılmalı,

Kadının yaşamın her alanında kendi diliyle iletişimi sağlanmalı ve hrkese anadilinde eğitim hakkı verilmelidir.

Kadın yararına olan ve bugüne kadar imzalanmamış uluslararası sözleşmeler imzalanmalı,

İç hukukta kadın aleyhine olan yasalar, kadın lehine olacak şekilde düzeltilmeli,

Küçük yaşta evlilikler tecavüz ve zorla alıkonulma gibi kadına yönelik şiddet olarak kabul edilmeli ve buna göre hukuki yaptırımlar uygulanmalı,

Ekonomik hayata yönelik olarak kadın istihdamını artıracak önlemler alınmalı,

Evde çalışma iş olarak kabul edilmeli ve kadının ev işçiliğinden emekli olmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalı,

Hayatın yarısı kadınlardır. Kadını yok sayan, onu yaşamdan esirgeyen zihniyet, akıldan yarım kalmış demektir. Her işgal, her zulüm kendi direnişçisini de ortaya çıkarıyor. Mirabel kardeşler gibi.

Ama Dünyada ne zulüm olsun, ne şiddet... Herkes eşit yaşasın.20.11.2017

Sultan SÖYLEMEZ
Kadınlardan sorumlu
Genel Başkan Yardımcısı

 

Bu Makele1749 Kez Okunmuştur
Perşembe, 23 Kasım 2017 14:02 tarihinde güncellendi