......
Türkçe (Türkiye)KürtçeEnglish

E-UYELİK SİSTEMİ

SEÇİM BİLDİRGESİ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3731
mod_vvisit_counterDün7807
mod_vvisit_counterBu Hafta24611
mod_vvisit_counterGeçen Hafta42852
mod_vvisit_counterBu Ay80781
mod_vvisit_counterGeçen Ay215639
mod_vvisit_counterTüm Zaman1374376

We have: 95 guests online
Senin IP no:: 54.91.171.137
 , 
Today: Ara 13, 2017

Anti Kürt Dış Politika, Çıkmaz Sokağa Çıkar!
AddThis Social Bookmark Button

Anti Kürt Dış Politika, Çıkmaz Sokağa Çıkar!

Kürdistan federe Devletindeki Referandum tarihi Haziran başında belirlenmişti.

Hükümet ağustos ayının son günlerine kadar bile referanduma karşı ciddi itirazda bulunmamıştı. 19 Ağustos 2017 günü İran Genel Kurmay Başkanı Türkiye’ye beklenmedik ani bir ziyarette bulundu. Üç gün süren ziyaret sonrasında yavaş yavaş Hükümetten referanduma karşı itirazlar yükselmeğe başladı. Referanduma son bir hafta kala, Hükümet adeta tüm işi gücü bırakıp, referandumun yapılmaması için uğraştı. Referandum yapıldıktan sonra bu kez Kürdistan federe devletinin bağımsızlığa giden sürecini tersine çevirmek için daha düne kadar yemende karşılıklı vekalet savaşı veren İran ile sarmaş dolaş oldu, bir yıl önce Beşika’da bulunan Türk birliğini kabul etmeyen merkezi Irak hükümeti ile tüm sorunlarını bir kenara attı, şimdi Kürtlere karşı Irak ordusu ile Kürdistan Federe Devletinin sınırlarında ortak askeri tatbikat yapılıyor!

Hükümet, her fırsatta “ Biz Kürtlere değil, Kürdistan Federe Devleti Yetkililerine karşıyız. Referandum Irak’ın toprak bütünlüğünü bozuyor ve Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye sokuyor. Ortadoğunun bağrına hançer saplıyor. Bu bir İsrail Projesidir. ‘’vs.

Bu dil, bal gibi de Kürt karşıtı bir dış politikadır. Irak’ın Kuzeyinde bir bağımsız Türkmen devleti kurulsaydı, bu hükümet Irak’ın toprak bütünlüğünü bahane gösterip karşı çıkmazdı. Dünyada sınırların değişmezliği diye bir şey olsaydı, şimdi halen dünyayı birkaç imparatorluk idare edecekti. Şu anda BM’ye üye 193 devlet vardır. Türkiye Cumhuriyeti Başka ülkelerin toprak bütünlüğünü savunmuş olsaydı, Sovyetler Birliğinin dağılmasına da karşı çıkacaktı. Küçücük bir ada olan Kıbrıs’ta da toprak bütünlüğünü savunması gerekirdi.

Sayın Erdoğan İŞİD’in Kobani’ye saldırdığı sırada “ Biz sınırlarımızda bir Kuzey Suriye istemiyoruz “ demişti. Eğer Suriye’nin Kuzeyinde bir Arap ya da Türk federe ya da bağımsız devleti kurulsaydı, eminim Türkiye’nin en ufak itirazı olmazdı. Mesele Kürt anasını görmesin meselesidir…

Bir iddia da Bağımsız Kürt Devletini sadece İsrail istiyor ve Kürdistan ikinci İsrail olacak söylemi.

Öncelikle Türkiye İsrail Devletinin Bağımsızlık ilanının üzerinde henüz 10 ay geçmeden ve İsrail – Arap çatışması devam ederken İsrail’i tanıyan ilk İslam Ülkesidir. Kimine göre Amerika ve Sovyetlerden sonra Dünya’da da İsrail’i tanıyan ilk birkaç ülkeden biridir. Türkiye ile İsrail arasında Ekim 1995’te imzalanan iki ülke hava kuvvetlerinin bir birlerinin topraklarını kullanma ve ortak eğitim yapma anlaşması, Şubat 1996 da Askeri İşbirliği ve Eğitim Anlaşması ve Ağustos 1996 da savunma sanayi işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Bu çerçevede İsrail Pilotları Konya semalarında eğitim uçuşları yapmıştır. Halen bu anlaşmalar yürürlüktedir.

Dahası ABD’de Türkiye lehine lobi yapsın diye Yahudi lobilerine çuval çuval para verilmiştir. PKK militanlarını avlayan İnsansız hava araçları ilk önce İsrail’den kiralandı, daha sonra satın alındı. Milyonlarca dolar bu Heronlara verildi. İsrail silah sanayisinin en büyük müşterisi her halede Türkiye Cumhuriyeti olmalıdır. Hem İsrail ile her türlü anlaşma ve ticareti yap, hem de Kürtleri İsrail ile İşbirliği yapmakla suçlamaya çalışmak traji komik bir durum olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyetinin Vatandaşlarının yaklaşık üçte biri Kürttür. Her gün bunların gözünün içine baka baka Kürt düşmanlığı yapmak, bu ülkeyi daha güvenli hale mi getiriyor? İç barışımızı bu şekilde mi sağlayacağız! Bu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, ötekileştirici, ırkçı, şöven politika iç barışımızı zedeliyor. Bir ülke ancak kendisinden daha büyük ve saldırgan bir ülkeden güvenlik tehdidi alır. Bütün devletler, büyük değil, küçük devletlerle komşu olmak isterler. Zira büyük bir devlet her an saldıarabilir. Ama küçük devletler bunu göze alamaz. Kurulacak 6-7 milyon nüfuslu bağımsız bir Kürdistan Devleti,Türkiye Cumhuriyeti için Güvenlik tehdidi oluşturmaz. Üstelik Türkiye bu Kürdistan’nın dünyaya açılan hemen hemen tek penceresi iken bu hiç de mümkün değil. Bu güne kadar da Kürdistan Federe Devleti yetkililerinden Türkiye Karşıtı bir söylem duyulmamış. Türkiye Almanya’dan sonra en büyük ihracatını Kürdistan’a yapıyor.

Öte yandan Birleşik bir Irak demek İran’ın denetiminde Türkiye etrafında Şii bir kuşak demektir. Aynı zamanda Petrol Piyasasında İran’ın daha çok söz sahibi olması demektir. Esas Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek durum da bu olmalıdır. Bu ise Türkiye için dış politikanın çıkmaz sokağa girmesidir.

Türkiye istese de istemese de Kürtlerle 1350 km den fazla sınırdaştır. Kürt düşmanlığı Türkiye’ye güvenlik getirmez. Bağımsız bir Kürt devleti kaçınılmazdır. Bunun için konjektör gayet uygun. Zira pek çok devlet ve uluslararası şirket Kürdistan Federe devleti ile ekonomik, ticari ve güvenlik işbirliği sözleşmesi yapmıştır. Bu zaten de facto bir tanımadır. Türkiye bile Kürdistan federe devleti ile sözleşmeler yapmıştır. Beşika’daki Türk Birliği, Federe Kürt yönetiminin isteği ile yerleşmiştir. Bu gün biz yanıldık, biz bilmedik diye feryat koparmanın hiçbir manası yoktur. Kürtlerle barış içinde bir arada yaşamak Türkiye’nin de çıkarınadır. 05.102017

Av.Abdulmenaf KIRAN
HAK-PAR Gnl.Bşk.Yrd.

Bu Makele4555 Kez Okunmuştur