......
Türkçe (Türkiye)KürtçeEnglish

E-UYELİK SİSTEMİ

SEÇİM BİLDİRGESİ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3271
mod_vvisit_counterDün10440
mod_vvisit_counterBu Hafta49089
mod_vvisit_counterGeçen Hafta40508
mod_vvisit_counterBu Ay145686
mod_vvisit_counterGeçen Ay184489
mod_vvisit_counterTüm Zaman986300

We have: 141 guests online
Senin IP no:: 54.158.212.93
 , 
Today: Eki 20, 2017

Bağımsızlık tüm Kürtlerin kaderini etkileyecektir
AddThis Social Bookmark Button
Bağımsızlık tüm Kürtlerin kaderini etkileyecektir
Necati Bayram
16 Mart 1988’de Dünya eşine rastlanmayan bir insanlık suçu ile kahroldu. Acısı yıllar geçse de dinmeyecek bu olay, insanım diyen herkeste derin yaralar açtı. 5000 Kürt kimyasal bombalarla sömürgeciler tarafından katledildi.

1991 yılında Saddam Kuveyt’e müdahale sonrası Kürtlere yöneldi. Irak Cumhuriyet Muhafızlarının şiddetli ve kural tanımayan müdahaleleri ile karşılaştı.

Saddam’a bağlı kuvvetlerin isyanlara verdiği karşılık, kaçan halkın üzerine helikopterlerden gaz yağı döküp insanları ateşe vermekten, yaralılarının gittiği hastaneleri bombalamaya kadar son derece vahşice boyutlara ulaştı. Bu vahşet sonucunda, katliamdan korkan sivil halk İran ve Türkiye’ye sığındı.

Birleşmiş Milletler (BM) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü kayıtlarına göre sadece 1991 yılının Mart ve Nisan aylarında 2 milyon insan göç etmiş, 1991 yılının belli bir döneminde çoğunluğu çocuk olmak üzere günde 2000 Kürt hayatını olumsuz koşullardan dolayı kaybetmişti.

5 Nisan 1991 günü BM kararı ile Türkiye öncülüğünde, Irak’ın Kuzeyinde 36. paralelde güvenli bölge oluşturuldu. Ardından Türkiye kendi topraklarında çekiç gücün konuşlandırılmasını onayladı.

Irak Anayasasında Kürdistan’ın federe statüsü kabul edilmiş, ancak böylece Güneyli kardeşlerimiz biraz rahatlayabilmişti.

Kürdistan Federe Devleti; seçimleri yaparak bölge devletlerine örnek olacak bir sisteme imza attı. Kimseyi ötekileştirmedi, azınlıklara ve farklılıklara pozitif ayrımcılık uyguladı.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Sayın Mesut Barzani’nin harcadığı emek ve gösterdiği çabaya bedel biçmek mümkün değil. Yılların birikimi ile edindiği siyasi tecrübe, liderlik ve öngörü sayesinde, kardeşlerimizi büyük belalardan kurtardı.

Sayın Mesut Barzani Aralık 2016 tarihinde Ankara’ya geldiğinde Kuzeyli Kürt partileri ile birlikte, biz de Hak-Par adına ziyaretine gitmiştik. Hepimizle aynı salonda birlikte görüşmüştü.

Sohbet arasında Diğer Parti temsilcilerinden biri şöyle demişti: “Siz emredin binlerce gencimiz güneyin bağımsızlığı için ölmeye hazır”. Sayın Barzani’nin cevabı ders niteliğindeydi: “Sürdürdüğümüz mücadelede yeterince insanımız öldü. Biz bağımsızlığı silahla değil masada kazanacağız” demişti.

O, Bermuda Şeytan Üçgeninde, akıl dolu diploması yürüterek Kürtlerin kendi kendini yönetebildiğini bölgeye ve dünyaya kabul ettirdi.

Onun mücadelesini ve başarısını hazmedemeyen, Kürdistan aleyhtarlığı yapmayı meslek edinmiş kişi ve taşeron örgütlerin karalamalarına rağmen o bildiğini yaptı. Kürtlerin yıllarca yok sayıldığı devletlerde bile Kürdistan bayrağını dalgalandırdı. Dünyadaki bütün Kürtler, Kürdistan Bölgesi’ndeki bu gelişmeleri heyecanla izledi, kendilerine güvenleri arttı.

Kürt halkı elde edilen bu kazanımlarda katkısı olan başta Sayın Mesut Barzani olmak üzere parti, kurum ve bireyleri asla unutmayacaktır. Bu süreçte halkımız düşmanlık edenleri de unutmayacaktır elbette.

25 Eylül 2017 tarihi halkımız için çok önemli bir gün. Bağımsızlığa giden yolda önemli bir eşik atlayacağız.

İsrail’in orta doğuda devletleşme süreci ve hikâyesi, bana göre Kürt Halkı için hayati dersler içermektedir. İsrail devletinin ilanı sürecinde David Ben–Gurion (1886-1970) Golda Meirve arkadaşları bir karar verirler. “Tümden yok olsak bile geri adım atmayacağız. Çünkü bunu bir daha deneme şansımız yok” derler ve devletlerini ilan ederler.

Dönemin ABD Başkanı Harry S. Truman defalarca telgraf çekerek kararı geri alın diye onları uyarır. Kararı desteklemeyeceklerini söyler, görüşmeler yapmak üzere temsilciler gönderir. AmaDavid Ben Gurion ve arkadaşları geri adım atmaz, ABD ise bir süre direnir ama sonunda devlet ilanını kabul etmek zorunda kalır.

Fransız Gazeteci Oriana Fellaci bir röportajında Golda Meir’e “Etrafınızda bu kadar düşman varken nasıl böyle bir şeye cesaret ettiniz?” diye sorar. Meir “Bizim başka seçim hakkımız yoktu. Ya kazanacaktık ya da hep birlikte yok olacaktık ve kazanacağımızdan bir an bile şüphe etmedim.” der. Oriana Fellaci nasıl bu kadar emin olduklarını merak eder. Meir bunun üzerine röportaj yapılan salonun duvarındaki yüzlerce kitabı göstererek, “Bu kitapları görüyor musun? Biz bu mücadeleye başladığımızdan bu güne kaybettiğimiz yoldaşlarımızın hikayeleri var bunlarda. Her birinin kimliği, yaşam hikayesi, nerede nasıl öldüğü yazar bu kitaplarda. Ama savaştığımız Arap gençlerinin ölümünü sadece anneleri bilir. Onlar ne kadar savaşçı kaybettiklerini bilmedikleri gibi, komutanlarının dışında ölen savaşçılarının kim olduğunu da bilmezler. Hayatını kaybeden Arap savaşçıların büyük bir kısmı gömülmeden çürüdü” der.

İsrail’in devletleşme süreci akıl dolu anekdotlara sahiptir. Referanduma karşı çıkan kimi Kürt parti ve şahısların İsraillilerin deneyimlerinden ders çıkarmalıdırlar. Küçük hesapların arkasına gizlenip, ürettikleri gerekçeleri akılla izah edemeyeceklerdir. Bu tutum, tarihi bir vebale gönderme yapar.

Sayın Mesud Barzani’nin devletleşme sürecinde sergilemiş olduğu bilgelik ve liderlik, Ortadoğu’da birçok lideri kıskandıracak başarılar getirmiştir. Tüm Kürt partileri, bütün enerjilerini birleştirerek Sayın Barzani’ye katkı sunmak sorumluluğuyla yükümlüdür. Nitekim, bu referandum ve sonrası atılacak adımlar, dünyadaki bütün Kürtlerin geleceğini ilgilendirmektedir.

NECATİ BAYRAM
HAK-PAR GENEL BAŞKAN YARDIMCISI

* Bu yazı 23 Ağustos 2017 tarihinde Bas News gazetesinde yayınlandı

Bu Makele3059 Kez Okunmuştur