GÖZÜNÜZ KÜRDİSTAN SEÇİMLERİNDE OLSUN |
25 Temmuz 2009 tarihinde Kürdistan Parlamentosu ile Kürdistan Bölgesi Başkanlığı için yapılacak seçim sürecini yerinde izlemek üzere geçen haftayı bir grup arkadaşımla Kürdistan’da geçirdim.
25 Temmuz seçimleri, Kürdistan Bölgesi Yönetimi bakımından önemli bir eşik niteliğinde.
Bu, Birinci Körfez Savaşından bu yana gerçekleştirilecek üçüncü seçim olacak. İlki 1992 yılında yapılan Kürdistan parlamento seçimi, Kürt halkının on yıllar boyunca Irakta yürüttüğü özgürlük mücadelesine önemli oranda meşruiyet ve resmiyet kazandırmıştı. Daha sonra yaşanan iç savaş nedeniyle 13 yıl boyunca seçim yapılamadı. ABD’nin 2003 yılında Irak’a yaptığı müdahalenin ardından ve Irak Anayasası’nın halk oylamasına sunulmasından sonra, 2005 yılında ikinci kez Kürdistan Parlamentosu seçimi yapıldı. 25 Temmuzda gerçekleştirilecek seçimlerle birlikte Kürdistan Bölge Yönetimi tarihsel bir eşiği daha geride bırakacak.
Kürdistan’da seçimler demokratik bir olgunluk içinde yürütülüyor
Seçim ittifakının olanaklı olduğu Kürdistan’da parlamento seçimleri için esas olarak dört liste yarışıyor.
Bunlardan birincisi, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) nin oluşturduğu ‘Kürdistani liste’dir. İkincisi, değişik partilerin desteklediği Kürdistan İslami Birlik Partisi listesidir. Üçüncüsü, Kürdistan Komünist Partisi çatısı altında oluşan ‘Toplumsal Adalet ve Özgürlük Listesi’dir. Dördüncüsü ise KYB’den ayrılan Noşirvan Mustafa’nın oluşturduğu ‘Goran-Değişim) listesidir. 111 sandalyelik parlamentonun 11 sandalyesi azınlık gruplara kota olarak ayrılırken, geriye kalan 100 sandalye için dört liste yarışacak.
25 Temmuzda yapılacak Parlamento seçimlerinin yanı sıra, Kürdistan Bölge Başkanlığı ile Kürdistan Anayasası için de halkoyuna başvurulacak.
Kürdistan Bölgesi Başkanlığı için yapılacak seçimde Mesud Barzani rakipsiz gibi görünüyor.
25 Temmuz seçimlerinin bu açıdan bir farkı var: Daha önce Kürdistan parlamentosu tarafından seçilen Bölge Başkanı bu kez doğrudan halk oylaması ile seçilmiş olacak.
Halkoyuna sunulacak Anayasa ise Irak Anayasasının 120. maddesi doğrultusunda hazırlanmış bir metin. Irak Anayasasının ilgili maddesi Kürdistan Federe Bölgesine kendi anayasasını oluşturma hakkı tanıyor.
Kürdistan seçimlerinde dikkat çekici bir nokta, seçimlerin oldukça demokratik bir atmosfer içinde cereyan ediyor olmasıdır. İslami Parti, Komünist Parti ile Noşirvan Mustafa’nın temsil ettiği muhalefet cephesinin yürüttüğü seçim kampanyasında KDP ve KYB’nin temsil ettiği mevcut yönetime şiddetli eleştiriler yönetilmektedir. Söz konusu iki parti ise daha çok yaptıklarını ve yapacaklarını anlatarak muhalif eleştirileri büyük bir olgunlukla karşılamaktadırlar. Bütün partiler propaganda olanaklarından özgürce faydalanmakta ve seçimler tam bir demokrasi karnavalı biçiminde sürdürülmektedir.
Ancak seçim çalışmalarının şimdilik bu atmosfer içinde sürdürülmesi, ileride sorunların çıkmayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü Ortadoğu’da Kürdistan’daki özgürlükçü ortamdan rahatsızlık duyan güçler az değil. Seçim sürecinin ilerlemesine ve seçim çalışmalarının kızışmasına bağlı olarak gerilecek ortamda, söz konusu karanlık güçler süreci provoke etmek ve bu şekilde seçimin meşruiyetine gölge düşürmek isteyebilirler. Buna karşın, iktidar ve muhalefet dâhil görüştüğümüz hemen hemen bütün partilerin, seçimlerin sorunsuz ve demokratik bir biçimde sonuçlanması için gösterdikleri hassasiyet ve sorumlu davranışın altını çizmek gerekir.
Öte yandan, AB dahil 144 ülkeden gözlemcinin seçim sürecini izleme girişimi, Kürdistan’da yapılacak seçimlerin demokratik, şeffaf ve özgür bir biçimde gerçekleştirilmesi bakımından son derece önemli.
Seçimler Kürdistan’da demokrasi ve istikrarı güçlendirecek
25 Temmuz 2009 tarihinde yapılacak parlamento seçimleri Kürdistandaki federal yapının meşruiyetini güçlendirecek, buradaki demokratik süreç kurumlaşma yönünde büyük bir mesafe kaydedecek. Son tahlilde kalıcı barış ve istikrar yolunda önemli bir eşik aşılacak.
Yeni yapılan anayasadan sonra, Irakta güç paylaşımı ve yeni anayasayı yorumlamaktan kaynaklanan bir gerilimin yaşandığı sır değil. Bu gerilimin odak noktasını ise merkezi hükümet ile Kürdistan Federe Hükümeti ararsında yaşanan yetki-iktidar sorunları oluşturmakta. 25 Temmuz seçimleri sonrasında söz konusu ilişki ve gerilimin eskisi gibi sürmesi beklenemez. Gerilimin daha da artması olasılığına karşın, Bağdat ile Erbil arasındaki ilişkilerin seçim sonrasında bir düzene kavuşması daha yüksek bir ihtimal.
Kürdistan Bölgesi’nde istikrar ve demokrasi yolundaki atılacak her adım, hassas ve nazik bağlarla örülen bölgedeki dengeler bakımından önem taşımakta. Seçim sürecini başarıyla geride bırakan bir Kürdistan, bölgede taşların yerli yerine oturmasına, bölgesel aktörlerin Kürt sorunundaki pozisyonlarını gözden geçirmelerine önemli katkıda bulunacak.
Bir süreden beri Kürdistan Bölge Yönetimi’nin Türkiye’de Kürt sorununun çözümünde önemli bir rol üstlendiği biliniyor. İki taraf arasındaki ilişkilerin düzelmesinin bunda payı büyük.
25 Temmuz seçimleriyle Kürdistan Bölge Yönetiminin yasal ve meşruiyet açıdan güçlenmesi, onun, Türkiye’de Kürt sorununun çözüm girişimlerine sunduğu katkının ve oynayacağı rolün önemini artıracak.
Öte yandan demokrasi ve istikrar açısından güçlü bir Kürdistan, istikrarlı ve ayakları üzerinde durmayı becerebilen bir Irak demektir aynı zamanda. Böyle bir durumun ABD’nin işini kolaylaştıracağını rahatlıkla söylemek mümkün. Böyle bir tablo içinde, ABD’nin bölgeden çekilmesi hızlanabilir, bölgenin müdahalelere açık kaderi önemli oranda değişebilir.
Özetle 25 Temmuz seçimleri Kürdistandaki nadide demokrasinin kurumlaşmasına olduğu kadar, bölgesel düzeyde istikrar ve barışın tesisine etki edebilecek boyutlara sahip.
Kürdistan Bölgesi Yönetimi üzerine hesap kuran herkesin, 25 Temmuz seçimlerinden sonra karşılarında daha güçlü, kurumlaşmış, demokrasi çıtası yükselmiş bir aktörü bulacaklarını söylemek mümkün.
Çünkü 25 Temmuz seçimleri Kürdistandaki bütün temel kurumların yenilenmesine ve meşruiyet katsayılarının artmasına yol açacak.
Bu açıdan Kürdistan seçimleri yakından izlenmeli.
Bu yazı 04.07.2009 tarihli Taraf gazetesinden alınmıştır.
Bayram BOZYEL'İN Önceki Yazıları
KÜRT SORUNUNDA BARIŞÇIL VE EŞİTLİKÇİ ÇÖZÜMDEN YANAYIZ
29 MART SEÇİMLERİ VE PARTİMİZİN DURUMU HAKKINDA
Kürt sorununda yeni bir dönem
İNKARDAN KABULE; HEWLÊR DURAĞI |