23 C
Diyarbakır
Pazartesi, Mayıs 16, 2022

KÜRTLERİN ANA DİLİNİN EĞİTİM DİLİ OLMASI TEMEL BİR İNSAN HAKKIDIR.

Yaklaşık okuma süresi: 2 dakika

 

UNESCO 21 Şubat gününü “Anadil Günü” ya da diğer adı ile “Anadil Hareketi Günü”  olarak kabul ve ilan etmiştir. Taraf ülkeler ve üye ülkeler her yıl bu günü çeşitli etkinliklerle kutlamaktadırlar.

 

Bilindiği gibi Bengalli öğrenciler “Bengali Dili Hareketi” adı altında Bengal dilinin özgürleşmesi konusunda eylemler yapmış ve polisle çatışmışlardı. Bu çatışmalarda öğrencilerden ölenler olmuştu. Bu nedenle 17 Kasım 1999 dan beri 21 Şubat günü UNESCO tarafından “Uluslararası Ana Dil Günü” olarak kutlanır.

 

 

Kürt ulusu kadim bir tarih, kültür ve edebiyata sahip bir halktır.Bu güne dek Türkiyede yasaklı olmasına karşın Kürtçe ile bir çok eser basılmış ve yayınlanmıştır. Kürt dili, bölgenin en eski ve en köklü zengin dillerinden biridir.Kürt dili son on yıla kadar yasaklı  bir dildi.Kimi iyileştirmeler yapıldıysa da  Kürtçe hala resmi dil değil ve eğitim dili olanağına sahip değildir.Son dönemlerde güçlü bir kitle desteğine sahip olmasına  rağmen  bu günkü hükümet Kürt dilinin resmi dil ve eğitim dili olması konusunda beklenen adımları atmadı.Kürt dili hala özgürleşmeyi beklemektdir.

 

Kürtlere ve temel kolektif haklarına karşı Türk Devletinin ret politikası, Türkiye’yi yalnız kendi içinde değil uluslararası hukuka karşı da sürekli sorunlu duruma düşürmektedir. Anadilde eğitim ve Kürt dilinin kamusal alanlarda geçerli resmi dil olarak kabul görmemesi bu yasaklı olan hakların başında geliyor. Türk devleti Kürt halkına karşı izlediği politikasıyla Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi hükümlerinin yanı sıra, Roma Sözleşmesinin, Avrupa Konseyinin, Helsinki Nihai Senedinin ve taraf olduğu tüm öteki sözleşmelerin kendisine verdiği sorumluluk ve yükümlülükleri de yerine getirmiyor, uluslararası hukuku sürekli olarak ağır biçimde çiğniyor.

   

Dil haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeleri anımsadığımızda Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı özellikle önem arz etmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen “Bölgesel ve Azınlık Dilleri Avrupa Şartı” 1992’de imzaya açılmıştır. Beş bölümden oluşan  söz konusu bu sözleşmenin, özellikle üçüncü bölümü, bölgesel veya azınlık dillerinin toplumsal yaşamda kullanımını arttırmak için önlemler alınmasını şart koşmaktadır.Bu sözleşme ana dilin Eğitimde, Adli ve İdari işlerde, Ekonomik ve Sosyal yaşamda, Sınır Ötesi İlişkilerde uygulanması şartını öngörülmektedir..

 

Ne var ki, tüm bu uluslararası sözleşmelere karşın Türk devleti nüfusu 20 milyona varan Kürt halkının ana dilini resmen kullanmasına olanak sağlamıyor. Anayasanın ilgili maddeleri, 12 Eylül faşiziminden kalma “dil yasağını öngören”  meriyetteki yönetmelik ve yasalar Kürt dilinin resmi dil olmasını engellemektedir. İktidarın yanı sıra muhalefetin de Kürt dilinin resmi dil ve eğitim dili olmasına karşı olumsuz anti demokratik tutumu da göstermektedir ki Kürt sorunu ve Kürt ulusal hakları söz konusu olduğunda “Türkçülük” temelinde bir “ulusal mutabakat” oluşmakta ve bu mutabakat Kürt haklarının özgürce kullanılması karşısında bir barikat oluşturmaktadır. Bu durum da gösteriyor ki Kürt sorunu konusundaki ırkçı ve şoven tutum ve resmi algı hala terk edilmemiştir.

 

Güney Kürdistan hükümeti nüfusu 25 binden fazla olan tüm farklı dillere “resmi dil” ve “eğitim dili” hakkını yasal güvenceye aldığı halde Türkiye hala Kürtçeyi engellemeye devam etmektedir. Eğitim dili olmaktan yoksun olan Kürtçe giderek yok olma tehdidi altındadır. Uluslar arası toplum bu durumu “Kültürel soykırım” olarak algılamaktadır.

 

Hak ve Özgürlükler Partisi, Türk devletinin taraf olduğu uluslar arası sözleşme hükümlerine uymaya davet eder.

 

HAKPAR, Anayasanın ve diğer yasa ve yönetmeliklerde yer alan ve Kürt dilini engelleyen tüm hükümlerin meriyetten kaldırılmasını sosyal hukuk devletinin zorunlu bir gereği olarak değerlendirir.


HAKPAR, tüm yasak ve engellemelere karşın Kürt dilinin resmi dil olması doğrultusundaki çabaları destekler ve Kürt dilinde eğitim ve öğretimin tüm aşamalarında Türkçenin yanı sıra ikinci dil olmasını savunur. Kürt dilinin muadil ve eşit resmi dil statüsüne kavuşması mücadelesini temel bir görev bilir.

 

HAKPAR, Tüm Kürt vatandaşlarımızı yaşamın her alanında kendi dillerini özgürce kullanabilmek için ortak ve kolektif bir çaba içinde olmaya çağırır.

 

 Latif EPÖZDEMİR

 Hak ve Özgürlükler Partisi / HAKPAR

 Genel Başkan Yardımcısı

İlgili İçerikler

Son Eklenenler

Pazartesi, Mayıs 16, 2022